25 yıl sonra ne olacak?

YAPAY ZEKA GELİŞTİKÇE BİZLERLE SIRADAN BİR İNSANMIŞ GİBİ KONUŞABİLEN ROBOTLAR ARTACAK. BUNLAR GÜNLÜK HAYATIN BİRER PARÇASI HALİNE GELECEK.


NANOTEKNOLOJİ SAYESİNDE BEYNİMİZİN KAPASİTESİ ARTACAK VE BİRÇOK BİLGİ YÜKLENEBİLECEK. MESELA BİR BİNAYA BAKTIĞIMIZDA GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNE BU BİNAYLA İLGİLİ TÜM BİLGİLER GELECEK.


KLONLOMA SAYESİNDE FABRİKALARDA HAYVAN OLMADAN ET ÜRETİLECEK VE AÇLIK SORUNUNUN ÖNÜNE GEÇİLECEK.




NANOTEKNOLOJİ SAYESİNDE DÜNYADAKİ ENERJİ AÇIĞI KAPANACAK. BUGÜNKÜ BÜYÜK GÜNEŞ PANELLERİNİN YAPTIĞI İŞİ ÇOK DAHA UCUZA ÇALIŞAN VE KOLAYLIKLA KULLANILABİLEN MİNİ PANELLER YAPACAK.




FOTOĞRAFLAR, RESİMLER DİREKT OLARAK RETİNALARIMIZA KAYDEDİLECEK.


MASALARDA MODEM VEYA BİLGİSAYAR OLMAYACAK. DAHA 2010 YILINA GELMEDEN BU KALABALIKTAN KURTULACAĞIZ. ÖNCE DAHA KÜÇÜK CİHAZLAR SONRA BEYNE YERLEŞTİRİLEN CİPLER KULLANILACAK.


25 YIL SONRA NASIL BİR DÜNYADA YAŞAYACAĞIZ? GELECEKLE İLGİLİ TAHMİNLERİYLE ÜNLENEN BİLİM ADAMI RAYMOND KURZWEİL'E 25 YIL SONRASINA DAİR TAHMİNLERİ BÖYLE; VİRTUAL REALİTY (SANAL GERÇEK) ÇOK GELİŞECEK. 2008'E KADAR DÜNYANAN ÖBÜR UCUNDAKİ KİŞİLERLE AYNI MASADA OTURUR GİBİ TOPLANTI YAPABİLECEĞİZ.


Bilişim Sektörü Büyüyor, Hayaller Gerçekleşiyor

Ege Ertem / Intel Türkiye Genel Müdürü

Teknoloji Türkiye’de de dünya ile paralel bir trend gösteriyor. Intel olarak bunun önümüzdeki dönemde, dizüstü bilgisayarlara eklenecek WiMAX ve kablosuz internet cihazları ile daha da yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Yine, 3G iletişim hizmetlerinin ülkemizde de devreye girmesinin olumlu sonuçları olabileceğini düşünüyoruz.

Son derece olumlu geçen bir yılı geride bırakan bilişim sektörü, 2007’de tüm dünyada teknoloji tarihi açısından dönüm noktası sayılabilecek gelişmelere tanık oldu. Nitekim sayısal değerler de bu gelişmelerin Türkiye açısından da umut verici olduğunu doğrular nitelikte.

IDC’nin verilerine göre Türkiye bilişim pazarının büyüklüğü 4 milyar 139 milyon dolar. 2006’da Türkiye’de bilgisayar pazarı büyüklüğü adet bazında 2 milyon 118 bin 473 iken, gelir bazında 2 milyar 75 milyon dolardı. 2007 yılında ise bu rakamın adet bazında yaklaşık %17’lik bir artış ile 2,5 milyon adete yaklaştığını görüyoruz. 2008 yılında ise bilgisayar pazarda %15’lik bir büyüme gerçekleşmesi bekleniyor.

Dünya pazarına ilişkin tabloya dönecek olursak, Gartner’ın açıklamalarına göre 2007’de dünyadaki BT harcamalarının 2006’ya göre yüzde 8 artarak 3.1 trilyon Amerikan doları düzeyinde gerçekleşmesi beklenirken, bu trendin yaklaşık yüzde 5.5 ile 2008’de de devam ederek 3.3 trilyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor.

PC satışlarındaki artışın da 2007’de yüzde 12.3 civarında, 2008’de ise yüzde 11 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Taşınabilir bilgisayarlar 2007’de olduğu gibi 2008 yılında da kişisel bilgisayar pazarındaki büyümenin amiral gemisi olmayı sürdürecek.

Dünya ve Türkiye’de trendler

2008’in en stratejik teknolojileri arasında daha çevreci bir bilişim yaklaşımını ifade eden “yeşil BT”nin yanı sıra, her zaman ve her yerde her türlü cihazla iletişim ve bilgi alışverişine olanak sağlayan birleşik/tümleşik iletişim teknolojilerinin adı ilk sıralarda anılıyor.

Şu anda dünya genelinde 1.13 milyar kadar İnternet kullanıcısından bahsediyoruz. Dünyadaki İnternet penetrasyonu da %17 seviyelerinde. İnternet erişiminin %88’ini, nüfusun %15’i oluşturuyor. Asya ve Afrika’daki ülkeler ise yüzde 5’in altındaki penetrasyon oranlarıyla bu gelişimi en geriden takip eden ülkeler arasında yer alıyor. 2008 yılında gelişen teknolojiler ve özellikle tam İnternet deneyimi sağlama konusunda yapılmaya başlanan hamlelerle bu oranlarda da artış olacağı tahmin ediliyor.

Teknoloji Türkiye’de de dünya ile paralel bir trend gösteriyor. Intel olarak bunun önümüzdeki dönemde, dizüstü bilgisayarlara eklenecek WiMAX ve kablosuz internet cihazları ile daha da yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Yine, 3G iletişim hizmetlerinin ülkemizde de devreye girmesinin olumlu sonuçları olabileceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte daha yenilikçi ve esnek olanaklar getiren WiMAX teknolojisi sayesinde VoIP tabanlı ses, yüksek hızlı İnternet, gerçek zamanlı video, ‘triple play’ gibi benzeri servisler ile mevcut GSM ve 3G şebekeleri üzerinden sunulan diğer servislerin hepsinin sağlanabileceğine de dikkat çekmek istiyoruz.

Türkiye bilişimin stratejik önemini kavradı

21. yüzyılda Bilgi Toplumu olabilmek, dünya ülkeleri arasında yer alabilmenin önkoşulu haline gelmiş bulunuyor. 2007, bilişim sektörünün kalkınmadaki stratejik rolünün kavrandığı bir yıl olması açısından Türkiye için ayrı bir önem taşıyor. Artık, ülkemizde bilim ve teknoloji politikalarını belirleyecek yeni bir kurum oluşturulması adına atılımlara hız verildiğini görüyoruz. Türkiye’nin e-dönüşümdeki rolü ve bu rolün daha etkin nasıl konumlandırılacağı netlik kazanmaya başladı.

Biz de Intel olarak, “Türkiye’nin hayallerini bilişimle gerçekleştiriyoruz” söylemiyle konunun önemine dikkat çekmek istiyoruz. Türkiye’nin bilişimle sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirebilmesi için sektördeki sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve özel şirketlerin elbirliği ile çalışması gerekiyor. Bu düşünceyle, sadece bilişim alanındaki faaliyetlerden sorumlu olacak bir kamu kurumunun kurulması gerekliliğine yürekten inanıyoruz.

Teknoloji herkes için ulaşılabilir olmalı

Teknolojik kalkınmanın sağlanabilmesi için, öncelikle İnternet ve teknolojiye erişen insan sayısının artırılması gerekiyor. Bilgisayar ve İnternet toplumun her kesimiyle buluşmalı. Biz Intel olarak, tüm dünyada insanları bilgisayar, İnternet ve teknoloji ile buluşturarak, hayallerini gerçekleştirebilmelerini sağlamak için yenilikçi teknolojiler geliştirmeyi bir ödev bildik.

Intel’in işlemci teknolojisinde 65 nm’den 45 nm’ye geçtiğini ilan ettiğimiz 2007 yılı, geleceğin teknolojisini bugüne taşıma vizyonumuza bir kez daha tanık oldu. Intel’in 45 nm teknolojisiyle hayat verdiği dört çekirdekli işlemcilerin içine bugün 820 milyon transistör sığıyor. Dünyanın ilk mikroişlemcisini geliştirdiğimiz 1971 yılında bu sayı 2300 idi. Aradan geçen 36 yılda ortaya çıkan yaklaşık 350 bin katlık artış, Intel teknolojisinin ulaştığı noktayı gözler önüne seriyor. Ancak teknoloji konusunda kat ettiğimiz bu mesafe, işlemci tasarımlarının küçülmesinden çok daha fazla şeyi ifade ediyor.

Bugün, daha hızlı ve güçlü bilgisayarlar, daha uzun pil ömrü ve daha iyi bir enerji tasarrufundan, insanlara daha küçük ve daha taşınabilir bir biçimde tam bir İnternet deneyimi sağlamaktan bahsedebiliyorsak, ödevimizi yerine getirdiğimizi söylemenin yanlış olmayacağını düşünüyoruz.

İnovasyon, toplumsal katkıya dönüştüğü ölçüde değerli

Intel adının inovasyonla özdeşleşmiş olması, sadece teknoloji geliştirmedeki liderliğimizden kaynaklanmıyor. Biz, inovasyonu, bilginin ekonomik fayda ve toplumsal katkıya dönüşmesi olarak tanımlıyoruz. Ancak inovasyon anlayışla üretilen değerlerin kazanç sağlayacağına, yeni vizyonların oluşmasına olanak tanıyacağına ve toplumun sürdürülebilir kalkınmasını mümkün kılacağına inanıyoruz. Intel olarak, önümüzdeki dönem de teknolojiye yön veren ürünler geliştirmeye ve insanları geleceğin teknolojileriyle tanıştırmaya devam edeceğiz.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nin 6-16 yaş grubu için kurduğu bilim merkezi açıldı.

Optik yanılsama, mekanik, enerji, matematik, DNA, uzay, uçak, titreşim, dalga, ses ve fizik ile ilgili birçok teoriyi uygulama yoluyla öğreten 120 adet eğitici birimden oluşan bilim merkezi, gençlere merak ve hayal ettikleri ile nasıl ve nedenlerine ilişkin çözümler sunuyor.

3 bin 500 metre kare alan üzerine kurulu merkezi ziyaret eden öğrenciler, bilimsel kavramları uygulamalı olarak görme ve öğrenme olanağına sahip olacak.

Merkezde görevli eğitmenler, öğrencilere hem eğitim birimlerinin nasıl çalıştıkları konusunda yardımcı olacak hem de öğrencilerin sorularına cevap verecek.

İTÜ Taşkışla Yerleşkesi'nde oluşturulan bilim merkezinin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Faruk Karadoğan, yapılan bir yanlıştan dönebilmenin mutluluğunu yaşadıklarını, gençlere bilimin güzel yüzünü en ilginç deneysel düzeneklerle sunma olanağına yeniden kavuştuklarını söyledi.

Karadoğan, "Kapatılan ve dağıtılan Deneme Bilim Merkezi sıfırdan başlanarak yeniden kurulmuş bulunmaktadır. Gençler, eğlence içinde bilime yaklaştırılacak, öğrenmenin, öğrenmek için sorgulamanın önemine en doğal yoldan burada ulaşacaklar" dedi.

Merkezin 3 yıllık bir çalışma sonucu bugünkü yapısına kavuştuğunu, yapılan çalışmaların da sürekli olması için birtakım tedbirler aldıklarını anlatan Karadoğan, önlemlerin başında atölye kurulması ve bu işe devam edecek elemanların bulunmasının geldiğini söyledi.

Bilim ve toplum parkları projesi kapsamında üniversitenin Ayazağa Yerleşkesi'nde Havacılık Bilim ve Toplum Parkı'nın temelinin atıldığını belirten Karadoğan, Doğa ve Bilim Tarihi Müzesi, Madencilik ve Deprem Bilim ve Toplum parkları çalışmaları da yapıldığını kaydetti.

Bilim merkezinin, üniversitenin Ayazağa'daki bilim ve toplum merkezlerine bağlanması için İTÜ Ayazağa metro inşaatının hızlandığını belirten Prof. Dr. Faruk Karadoğan, "İstanbul'un her yerine toplu taşıma yapılabilecek ve daha çok gencimiz bu olanaklardan yararlanabilecek. Daha çok şey öğrenecek ve daha sorgulayıcı bireyler olacaklar" dedi.

İTÜ Bilim Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Murat Çakan da, İstanbul'da alanında ilk merkez olmayı planladıklarını söyledi.

Çakan, gençlerin deneme yoluyla öğrenme yeteneklerini geliştirmek istediklerini belirterek, merkeze 2 aylık deneme sürecinde randevu ile öğrenci kabul edeceklerini, daha sonra ise öğrencilerin aileleri ile buraya gelebileceklerini dile getirdi.

Merkeze Taksim'den kolayca ulaşılabildiğini vurgulayan Çakan, yaklaşık 100 gösteri ve eğitim birimi vasıtasıyla gençlerin bilimi deneyerek öğrenebileceklerini söyledi.

TÜBİTAK, internet sitesindeki 'merak ettikleriniz'

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) Bilim ve Teknik Dergisi'nin internet sayfasındaki 'Merak Ettikleriniz' bölümüne yanıtlanması istemiyle gönderilen sorular okuyanları şaşırtıyor.

'http://www.biltek.tubitak.gov.tr' sitesinde bulunan bilgilere göre, 'Merak ettikleriniz' bölümünde, 'Antropoloji, astronomi, bilgisayar, bilim teknik kulübü, biyoloji, botanik, çevre ve iklim, elektronik ve elektronik, fizik, genel, gıda ve teknolojisi, kimya, matematik, psikoloji, satranç, spor, teknoloji-tasarım, tıp, yerbilim, inşaat ve mimari ve zooloji' ile ilgili konularda gönderilen çok sayıda soruya cevap veriliyor. İşte ilginç sorular...

* 'Leyleklerde hamilelik ne kadar sürer?'
* 'En uzun rüya 6 saniye midir?'
* 'Aşkın kimyası var mı?'
* 'Dünyanın merkezindeki ateş sönerse neler olur?'
* 'Bazı insanlar sivrisineklere diğerlerinden neden daha çekici gelir?'
* 'Kızlık zarı diğer hayvanlarda da bulunur mu?'
* 'Örümcek, ağını örerken ipliğini nereden bulur?'
* 'Neden kaşınırız ve bazen vücudumuzda kaşınan bir bölgeyi bulamayız?'
* 'Ben 8 yaşındayım korsanlar hangi yılda vardı?'
* 'Sorum çok net sizce uzaylı diye bir şey var mı?'
* 'Kaplumbağamın kabuğu çok yumuşamış, ne yapabilirim?'
* 'Uzayda dikilen bir bayrak dünyadaki gibi dalgalanır mı?'
* 'Fırtınalı havalarda, evin içinde de olsam, telefondaysam ya da duştaysam, beni yıldırım çarpabileceğini duydum, bu doğru mu?'
* 'Şimşeğin çakış hızı nedir?'
* 'Köpekbalıkları neden durmadan yüzüyorlar?'
* 'Yılanlar ve kertenkeleler, niçin sürekli dillerini dışarıda tutar?'

VE CEVAPLAR

Bilim ve Teknik Dergisi'nden sorulara bilimsel cevaplar verilerek, ilgililerin merakını gidermeye çalışılıyor. 'Leyleklerde hamileliğin ne kadar sürdüğü' sorusuna, 'kuşlarda doğum olayından söz edilemediği gibi bir hamilelik döneminden de bahsedilmeyeceği' belirtiliyor.

'En uzun süren rüyanın 6 saniye mi' sorusuna ise 'Tekrar eden rüyalarda kişi sürekli birbirine benzer rüyalar görüyor. Bu tip rüyalar yalnızca uykunun son evresinde gerçekleşiyor ve 45 dakika sürebiliyor. İkinci aykırı durum ise gerçek gibi rüyalardır. Gerçek gibi rüyalarda, kişi uyandıktan sonra birkaç dakika gördüğünün rüya mı yoksa gerçek mi olduğuna dair bir bocalama dönemi yaşıyor. Bu tip rüyaların da süresi 30 dakikayı aşabiliyor' karşılığı veriliyor.

'Aşkın kimyası var mıdır' sorusunun yanıtı ise 'Aşkın kimyası denince ilk akla gelen, feniletilamin (PEA) adlı maddedir' şeklinde.

'Bazı insanların, sivrisineklere diğerlerinden neden daha çekici geldiği' sorusu ise 'Bilim insanları, sivrisineklerin kurbanlarını neye göre seçtiklerini hala araştırıyor. Gerçekten de bazı insanlar sivrisinekler için oldukça popülerken bazıları da hiç ilgi görmüyor' diye karşılık buldu.

'Kızlık diğer hayvanlarda da bulunup bulunmadığı'na ilişkin soruya ise 'Kızlık zarı (hymen) birçok karasal memelide (kobay, sıçan, köstebek, at, sırtlan, lama, lemur, vs.) bulunuyor' denildi.

'Örümceğin, ağını örerken ipliğini nereden bulduğu' sorusuna ise 'örümceğin ağını örerken kullandıkları ipliği bir yerden bulmaları için örneğin doğadan toplamalarının gerekmediğini, aslında örümcek ağının, bu canlının kendi ürettiği protein yapısında bir madde olduğu' şeklinde yanıt veriliyor.

Bir meraklının, 'Sorum çok net; sizce uzaylı diye bir şey var mı?' sorusu ise çok net bir yanıt veriliyor: 'Bilmiyoruz!..'

KAPLUMBAĞANIN YUMUŞAYAN KABUĞU

Evinde bakımını üstlendiği kaplumbağasının 'kabuğu çok yumuşayan' bir hayvansever ise soru yönelterek, çözüm arıyor. Verilen cevapta, 'Haşlanmış bir yumurtanın kabuğunun bir gün kadar suda bekletin. Bu suyu kaplumbağanın suyunun içine koyun. Ara ara da haşlamış yumurta akı verin. Böylece kabuk için gerekli besin verilmiş olur' deniliyor.

'Köpekbalıkları neden durmadan yüzüyor' şeklindeki soruya, 'Köpekbalıklarının çoğu iki nedenden ötürü durmadan yüzerler; solunum yapmak ve batmamak için' diye karşılık verildi.

FIRTINADA TEDİRGİNLİK

Bir kişinin de siteye ulaştırdığı, 'Fırtınalı havalarda, evin içinde de olsam, telefondaysam ya da duştaysam, beni yıldırım çarpabileceğini duydum, bu doğru mu?' sorusu da 'Yıldırım son derece güçlü ve tehlikeli bir kuvvet. Evet, telefonda konuşuyorsanız ya da suyla ilgili bir şeylerle uğraşıyorsanız, evin içinde de olsanız sizi çarpabilir' şeklinde cevaplandı.

YILANLARIN DİLİ

Soru: 'Yılanlar ve kertenkeleler, niçin sürekli dillerini dışarıda tutar?'
Cevap: 'Dil dışarıda tutulmaz, sürekli olarak dışarıya uzatılıp, içeriye geri alınır. Özellikle yılanlar ve kertenkelelerde görülen bu davranışın esas nedeni, çevreden duyum almaktır.'
Soru: 'Balıkların hafızasının kısa süreli olduğu nasıl bir testle anlaşılmıştır.'
Cevap: 'Balıklar yalnızca içgüdüleriyle hareket eden basit canlılar değil, akıllı, sorunlarına zekice çözümler bulan, toplumsal zekaya sahip canlılar olarak kabul ediliyor.'
Soru: 'Kargaların ortalama ömrünün yaklaşık 200 yıl olduğunu duydu. Doğru mudur?'
Cevap: 'Doğada vahşi olarak yaşayan kargalar en fazla 13-14 yıl kadar yaşarlar?'
Soru: 'Uzun bağırsak ve kısa bağırsağın uzunluğu kaç metredir?'
Cevap: 'Sağlıklı bir erişkinde ince bağırsak boyu yaklaşık 6-6,5, kalın bağırsak boyuysa yaklaşık 1,5-2 metre.'

ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ 2007 NÜFUS SAYIMI SONUÇLARI

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay, adrese dayalı nüfus kayıt sistemiyle belirlenen Türkiye'nin nüfusunu açıkladı.


Bakan Ekren, "2000 yılına ait verilere göre, nüfus sayısı 67 milyon 803 bin 907'dir. Buna göre 2000'e göre değişim oranı yüzde 4.10'dur." dedi.

Ülkemizde, sonuncusu 2000 yılında olmak üzere bugüne kadar 14 Genel Nüfus Sayımı yapılmıştır. Sokağa çıkma yasağı uygulanarak bir günde yapılan bu sayımlarda, kişiler sayım günü bulundukları yerde, yani de facto yöntemine göre sayılmışlardır.

2006 yılında çıkarılan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile ülkemizdeki nüfus sayımlarının da veri kaynağını oluşturacak yeni bir sistem kurulmuştur. Sistemin kurulmasına yönelik tüm çalışmalar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) koordinasyonunda il ve ilçelerde vali ve kaymakamların başkanlığında oluşturulan yürütme komiteleri marifetiyle gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede, önce ülkemizdeki tüm adres bilgilerinin kaydedildiği Ulusal Adres Veri Tabanı oluşturulmuştur. Daha sonra, bu adreslerde ikamet eden vatandaşlar T.C. kimlik numaraları, yabancı uyruklu kişiler ise pasaport numaraları aracılığıyla adresle ilişkilendirilerek kayıt altına alınmış ve Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) oluşturulmuştur. Böylece, nüfus sayımlarında yaşanan mükerrer kayıt ya da kayıt olmama gibi sorunlar ortadan kaldırılmıştır. TÜİK tarafından kurulan ADNKS, 5490 sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığı'na devredilmiştir.

Söz konusu Kanun uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları adrese yönelik tüm idari işlemlerinde artık bu sistemi kullanacak, yerleşim yerleri ayrımında nüfusun büyüklüğü ve temel nitelikleri hakkında güncel bilgiler de bu sistemden elde edilecektir. Ülkemizin nüfusuna ilişkin bilgiler, sadece on yılda bir yapılan nüfus sayımları yerine, "de jure" yöntemi olarak bilinen ikamet adresine dayalı olarak her yıl TÜİK tarafından yayımlanacaktır.

Yeni sistemden elde edilen ilk nüfus sayımı sonuçları, bu haber bülteni ile kamuoyuna duyurulmaktadır.

31 Aralık 2007 tarihi itibariyle Türkiye nüfusu 70,586,256 kişidir.

Nüfusun 35,376,533'ünü erkek, 35,209,723'ünü ise kadınlar oluşturmaktadır.

Ülkemizde ikamet eden nüfusun % 70.5'i şehirlerde yaşamaktadır.

Şehir nüfusu (il ve ilçe merkezlerinde ikamet eden nüfus) 49,747,859, köy nüfusu (bucak ve köylerde ikamet eden nüfus) ise 20,838,397 kişidir.

Şehirlerde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il % 92.7 ile Ankara, en düşük olduğu il ise % 31.8 ile Ardahan'dır.

Ülkemiz nüfusunun % 17.8'i İstanbul'da ikamet etmektedir.

İstanbul ilinde 12,573,836 kişi ikamet etmektedir. Toplam nüfusun sırasıyla; % 6.3'ü Ankara'da, % 5.3'ü İzmir'de, % 3.5'i Bursa'da, % 2.8'i Adana'da ikamet etmektedir. Nüfusu en az olan beş il ise sırasıyla; Bayburt, Tunceli, Ardahan, Kilis ve Gümüşhane'dir. En az nüfusa sahip Bayburt'da ikamet eden kişi sayısı 76,609'dur.

Türkiye nüfusunun yarısı 28.3 yaşından küçüktür.

Ülkemizde ortanca yaş 28.3'tür. Ortanca yaş erkeklerde 27.7 iken, kadınlarda 28.8'dir. Şehirlerde ikamet edenlerin ortanca yaşı 28.4, köylerde ise 27.9'dur.

Nüfusun % 66.5'i 15 ile 64 yaşları arasındadır.

15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun % 66.5'ini oluşturmaktadır. Ülkemiz nüfusunun % 26.4'ü 0-14 yaş grubunda, % 7.1'i ise 65 ve daha yukarı yaş grubundadır.

Türkiye'de kilometrekareye düşen kişi sayısı 92 kişidir.

Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen bir kilometrekareye düşen kişi sayısı, Türkiye genelinde 92 iken illere göre 11 ile 2,420 kişi arasında değişmektedir. İstanbul 2,420 kişi ile nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu ildir. Bunu sırasıyla; 398 kişi ile Kocaeli, 311 kişi ile İzmir, 238 kişi ile Hatay ve 234 kişi ile Bursa illeri izlemektedir. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise 11 kişi ile Tunceli'dir. Yüzölçümü büyüklüğüne göre ilk sırada yer alan Konya ilindeki nüfus yoğunluğu 50, yüzölçümü en küçük olan Yalova ilindeki nüfus yoğunluğu ise 215 kişidir (Tablo 1).

Ülkemizde 98,064 yabancı uyruklu kişi ikamet etmektedir.

Türkiye'de ikamet eden nüfusun % 0.14'ü yabancı uyrukludur. Yabancı uyrukluların en fazla bulunduğu ilk beş il sırasıyla; İstanbul (42,228), Bursa (11,495), Ankara (7,166), İzmir (6,707) ve Antalya (6,343) illeridir.

Pazarlama Doktrinleri : Milyoner İletişimi

KURUMSALHABERLER.COM
Güncelleme: 24.12.2007 13:45:00


Türkiye’de Thomas J. Stanley’i tanıyanların sayısı, iki elin parmaklarını geçmez.
Mütevazi bir Amerikan vatandaşı olan Stanley, işletme yönetimi doktorasına sahip bir muhasebecidir.

İş hayatına 80’li yıllarından başında, genç bir finans danışmanı olarak başlayan ve kendi şirketini kuran Stanley, uzun bir süre hiç bir şirkete ya da şahsa hizmet sunamamıştır. Thomas J. Stanley’in şirketi bugün, 50 kişilik kadrosuyla 800’ün üzerinde dolar milyonerinin, beraberinde pek çok milyarderin bütünleşik finans danışmanıdır.

20 yıllık muhasebecilik kariyerinin yanında Stanley, global pazarlama arenasını derinden etkilemeyi başarmış bir ağ/şebeke geliştirme (Networking) uzmanıdır. Stanley’in “Varlıklı” insanları etkilemeye yönelik özel araştırma ve uygulamaları, kendisine pazarlama profesörlüğü titrini kazandırmıştır.

Prof. Thomas J. Stanley bugün “Varlık/Affluent” konusunda sadece Amerika’nın değil, dünyanın en önde gelen kanaat önderlerinden biridir. Stanley aynı zamanda, Varlıklı Pazarlar Enstitüsü’nün (Affluent Market Institute) başkanıdır.

Stanley’e göre varlıklı insanları etkilemenin ve bu insanlara pazarlama yapabilmenin yolu, satılan mal ya da hizmetten fazlasını sunmaktan geçer. Bu ayrıcalıklı servis anlayışının temelinde ise ağ oluşturma (Networking) yer alır.

Örneğin Stanley, kendi işinde oldukça başarılı bir mali danışmandır. Stanley en karışık hesapları bile sadeleştirerek eksiksiz tutma yetisine sahiptir. Ayrıca doğru yatırım önerileri ile müşterilerine değer katar değer katan ve onların kazançlarını artıran bir müşavirdir. Ancak tüm bunlar, her yetkin mali danışmanda bulunması gereken ortak niteliklerdir. Stanley’i dünyanın en varlıklı insanlarının gözünde özel kılan, faaliyet alanının dışında sunduğu servislerdir.

Thomas J. Stanley, her şeyden önce eşsiz bir pazarlık adamıdır. Pazarlık yapmaktan hoşlanmayan varlıklı insanların tüm ciddi satın almaları onun üzerinden geçer. Stanley müşterilerinin önemli pazarlıklarını yürüterek, onlar adına büyük kazançlar sağlar.

Empati yeteneği güçlü bir profesyonel olan Stanley, müşterilerinin gözünde gerçek bir problem çözme uzmanıdır. Mal ya da hizmetini pazarlamakta güçlük çeken müşterilerine yardımcı olur. Hukuksal sorunlar yaşayanlar için ideal görevlileri bir araya getirir. Farklı konularda bilgi sahibi olan Stanley hemen hemen her alanda danışmanlık sunabilen bir vasfa da sahiptir. Ancak onun asıl yeteneği, ihtiyaç duyulan her noktada, doğru kişileri bir araya toplaması ve işi çözüme uygun bir şekilde delege etmesidir. Stanley bu hizmetler keşisimini şebekesinde yer alan isimler aracılığı ile yürütür.

Thomas J. Stanley, kimi zaman bir halkla ilişkiler uzmanı kimliğine bürünür. Müşterileri için özel haberler hazırlatır ve yayına aldırır. Bazı özel durumlarda, müşterileri için kredi başvurularında bulunur. Reddedilen başvuruların uygun hale getirilip kabul ettirilmesini sağlar.

Stanley varlıklı insanlar için sadece yarar sağlayan bir iş ortağı değildir. O, pek çok müşterisi için ailenin bir üyesidir. İşte bu nedenle, ailelerin pek çok sorunu Stanley’nin ekibi aracılığıyla çözülür. Stanley bir aileye çocuklarını koleje göndermenin ne kadara mal olacağının yanında, not ortalaması yetersiz olan çocuğun hedeflenen koleje kabul edilmesi için neler yapılması gerektiğini de söyler.

Thomas J. Stanley’in iş yaşamı ve hizmet anlayışı, varlıklı kişilere mal ya da hizmet satmaya çalışan özellikli (lüks) markalar için pazarlama dersleri ile doludur.

Lüks pazarlamanın ana fikri basittir: Büyük geliri olan kimseler, büyük getirisi olan ürünler satın alır. Bu noktada getiri ile kastedilen sadece azami somut fayda değildir. Aksine bu kişiler için, sosyal temellere dayanan soyut getiriler, en az somut faydalar kadar önemlidir.

Yüksek satış rakamları ve kar oranları sebebiyle, refah toplumuna ürün pazarlamak mantıklı bir iş alanıdır. Ancak bu alanda başarılı olabilmek için, varlıklı insanların yaşam kurallarını ezbere bilmek, bu kişilerin düşünce yapılarını tam anlamıyla anlamak ve onların dilinden konuşmak gerekir.

Sanılanın aksine, varlıklı insanlara satış yapmak, toplumun diğer kesimlerine ürün satmaktan daha zordur. Elbette bu kişilerin satın alma güçleri, pek çok kişinin üzerindedir. Ancak varlıklı kişilerin satın alma aksiyonlarında önemli rakamlar söz konusudur. İşte bu nedenle bu kişiler, satın alma eylemine maksimum dikkat ile yaklaşırlar.

Varlıklı kişilerin harcamaları, normal gelirli bireyler için çoğu zaman, aşırı hatta müsrif olarak nitelendirilir. Ancak aslında bu kişiler de, diğer herkes gibi (istisnalar hariç), gelirlerine göre harcama yapar. Hatta toplumdaki genel kanının aksine, varlıklı kişiler paralarının kıymetini bilir. Parayı biriktirme ve kullanma yeteneği, onların varlıklı olmasını sağlayan kişilik özelliklerinden biridir.

Stanley’e göre zengin ile varlıklı, birbirinden farklı betimlemelerdir. Büyük bir evde yaşayan ve Mercedes kullanan biri zengin olabilir; ancak tüm bunlar o kişiyi varlıklı yapmaz. Varlıklı olmak, nakit para ya da yüksek gelir sahibi olmak değildir. Varlık ile kastedilen, bütünsel değerdir. İşte bu nedenle varlıklı sıfatı, zengin tanımının üzerindedir.

Stanley, önemli bir dergide yayınlanan röportajında varlıklı insanları ve bu kişilerin satın alma alışkanlıklarını şöyle tarif eder:
“Varlıklı bir kişiyi varlıklı kılan en önemli özelliği tedbirli oluşudur. İşte bu nedenle varlıklı bir kişi, parasını oldukça dikkatli harcar. Harcadığı her kuruşun geri dönüşünü görmek ister. Hareketlerinde planlıdır. Satın alma sürecinde kendini kitlesel reklam mesajlarından sakınır. Ona bir ürünü satın aldıran tanıtım değil, tavsiyedir.”

Stanley’in ifade ettiği gibi “Tavsiye edilen olmak”, milyonerlere hitap eden lüks markalar için altın bir kuraldır. Tavsiye edilmenin sırrı, ürünün öz değerlerinden fazlasını sunmakta, sonrasında ise doğru bir ağ/şebeke oluşturmakta gizlidir.

Örneğin İsviçreli bir saat markası olan Rolex, yaklaşık yüzyıldır varlıklı insanlar için kaliteli kol saatleri üretir. Rolex marka bir kol saati, mükemmel bir otomatik mekanizmaya sahiptir. Nesiller boyu bozulmadan çalışabilen bu mekanizmanın her parçası büyük bir titizlikle imal edilir. Kalite, Rolex’in üretim ve yönetimde temel ilkesi olmasına rağmen, ana satış vaadi değildir. Çünkü Rolex, kullanıcılarına kalitenin ötesini vaad eder. Kaliteli bir saati, gerçekten uğraşarak herkes üretebilir. Ancak Rolex’i sadece Rolex üretebilir.

Rolex’e milyonlarca dolarlık değer yükleyen, markanın sunduğu soyut faydalardır. Rolex bu değerlere ulaşabilmek için yıllar boyu eşssiz bir şebeke kurmuş ve bu ağı sürekli, istikrarlı ve yaratıcı bir şekilde yönetmiştir.

Markayı şiddetle savunan ve öneren köşe yazarları ve gazeteciler, markanın ismini ve değerini koruyan resmi kurumlar ve dernekler, adı marka ile özdeşleşen spor etkinlikleri (Yat ve at yarışları, golf ve kriket turnuvaları vb.), yardım amaçlı sosyal organizasyonlar ve bunun gibi daha pek çok unsur bu şebekenin eseridir.

Thomas J. Stanley’in şahıs olarak gerçekleştirdiği ağ/şebeke yaratma kavramı, bir marka için o markanın sosyal paydaşlarının tamamını etkili bir şekilde yönetmek ile eşdeğerdir. Özellikle lüks pazarlamasında ağ/şebeke oluşturma kavramının önemi açıktır.

Bir uzmanın bundan çok uzun süre önce söylediği gibi, bir pazarlama stratejisi gerçekten başarılı olmak istiyorsa, müşteriler değil, arkadaşlar hatta dostlar yaratmalıdır. İşte bu yol, ideal bir ağ/şebeke oluşturmaktan geçer!

Yazar
Onur YANIK
Kavramlar
Ağ/şebeke Oluşturma, Varlık ve Zenginlik, Varlıklı İnsanların Tüketim Alışkanlıkları
Kaynak
“Networking With The Affluent - Varlıklı Kişiler İle Ağ/Şebeke Oluşturma” / Thomas J. Stanley
Detaylı bilgi ve yazarla iletişim
onur.yanik@provokator.com

Pazarlama Doktrinleri : Devrik Pazarlama

KURUMSALHABERLER.COM
Güncelleme: 11.12.2007 10:03:00


Türkçe’nin temel kurallardan biri şudur: Bir cümlede yüklem sonda bulunur; diğer öğeler ise, önemlerine göre, vurgulu olan yükleme daha yakın olacak şekilde dizilir. Böyle bir dizgeye adı üstünde “Kurallı Cümle” denir.

Ancak bazen genelgeçer kurallar bile bozulabilir. Edebi dilin güçlü silahı “Devrik Cümle” böyle bir kuralsızlığın eseridir. Devrik kurulmuş bir cümle kuralsızdır fakat yanlış değildir. Aksine bazı durumlarda kurallı bir cümleden çok daha anlamlı olabilir.

Örneğin konuşmanın gelişine göre “Seni seviyorum!” yerine “Seviyorum seni!” demek, “Yanıma gel!” yerine “Gel yanıma!” diye seslenmek daha etkili sonuçlar verebilir.

Devrik cümle, benzerinin anlatım olarak yetersiz kaldığı anda keşfedilmiş farklı bir çıkış yoludur. Günümüz pazarlamasının da yapması gereken aynen budur. Bu aynı zamanda okuduğunuz yazının, son kurallı cümlesidir.

Rekabetin acımasızlaştığı, pazarın değişken ve dengesiz bir hal aldığı, iletişim bombardımanına tutulan tüketicilerin kendilerini korumak için fethedilmesi zor kaleler kurduğu bir savaş alanıdır bugünün satış arenası. İşte bu nedenle en iyi olmak ya da kuralına göre oynamak, ürünü veya markayı hedeflerine götürmeyebilir bu yeni rekabet ortamında.

Farklı, cesur hatta sıra dışı bir bakış açısı gerektirir, iş ve iletişim amaçlarına ulaşmak. Değişirken değiştirmeyi de bilmek anlamına gelir yeni pazarlama ideolojisi. Bilinen yöntemler işe yaramadığında devrik olmayı becerebilmektir doğru olan. Ancak devrilmek değildir devrik olmak hiç bir zaman.

Daha esnek olmak birinci maddesidir devrik pazarlama manifestosunun. Gri alanlarda gezebilme becerisidir, esneklik ile kastedilen. Yeni pazar şartlarında gücünün büyük bir kısmını yitiren, tek bir doğru yanıt aradığı için bazen hiç bir cevaba ulaşamayan klasik pazarlamanın aksine, ayrışan düşünce yapısıyla bir iletişim sorunu için pek çok çözüm üretebilir devrik pazarlama.

Daha zeki olmak, bir sonraki adımıdır devrik pazarlama felsefesinin. Zeki olmak, şaşırtıcı bir şekilde aptallaşabilmektir bazen. Çözüm arayışına onlarca, hatta kulağa anlamsızca gelen çözümleri bile dahil ederek, risk almayı göze almak anlamına gelir zeki aptallık. Bakış açısını değiştirerek şaşırtmak, kavramlar arasında gezerek türetmek hareket şeklidir devrik pazarlamanın.

Son olarak yeterli dozda agresif olmaktır devrik pazarlama. Ancak devrik pazarlamanın provokasyon yeteneği büyük bir fikirden ilham almalıdır her zaman.
Açıkça ürünü, kişiyi ya da markayı daha büyük yapan bir buluştur büyük fikir. Özgün bir keşiftir markanın ruhuna işleyen; özel bir ruhtur işletme dinamiklerini tetikleyen. Yenilikçi bir stratejidir rakipleri geride bırakan; ayrıksı bir değerdir sürekli yükselen.

Kuralların yerini sezgilere bıraktığı bir anlayıştır esnek, zeki ve agresif bir hareket şekline sahip devrik pazarlama. Kalıplaşmış formüller, uyulması gereken mutlakalar ya da kemikleşmiş satış yöntemleri yoktur devrik pazarlamada.

Ancak onu bilimsellikten asla uzaklaştırmaz devrik pazarlamanın isyankar yapısı. Marka yaratma ve yönetme sürecinin mutlaka teorik bir alt yapı, rasyonel bir geri vizyon ve birikim gerektirdiğini iyi bilir devrik pazarlama.

Bu yüzden, vakit geç olmadan devrilmeyi öğrenme zamanıdır her gün yüzlerce markanın doğduğu, bir o kadarının da yok olduğu zorlu satış dünyasında ayakta kalmak isteyen işletmeler için…

Yazar:
Onur YANIK
Kavramlar:
Devrik Pazarlama, Devrik Pazarlamanın Özellikleri
Detaylı bilgi ve yazarla iletişim
onur.yanik@provokator.com

Pazarlama Doktrinleri : Lüks Pazarlama

KURUMSALHABERLER.COM
Güncelleme: 27.12.2007 13:35:00


Türk Dil Kurumu Sözlüğü, “Lüks” kavramını “Harcamada aşırıya gitme, gösteriş ve şatafat” olarak tanımlıyor. Sözlüğe göre lüks olarak tanımlanan her şeyde bir aşırılık yani normalin dışında bir durum bulunuyor. Bu bakış açısı, kavrama olumsuz bir yön ekliyor.

Aslında durum tam anlamıyla böyle değil!

Etimolojik kökeni Latince’ye uzanan “Lüks” kelimesi, İngilizce’ye “Luxury” olarak çevriliyor. “Luxury” İngiliz dilinde çoğu zaman mükemmel bir rahatlığı işaret etmek için kullanılıyor. Nosyona yüklenen “aşırılık” ya da “savurganlık” ifadelerine nadiren rastlanıyor.

Özellikle günümüz tüketim kültüründe “Lüks” kavramının evrimleştiği ve daha derin anlamlar üstlendiği ortada.

Modern pazarlama, lüks bir ürünü, fiyat-kalite-servis endekslerinde sınıfının en ileri/yüksek/değerli malı ya da hizmeti olarak açıklıyor. Diğer yandan lüks ürün, benzer kaliteye ve özelliklere sahip ürünler arasında istikrarlı olarak daha pahalıya satılan mal ya da hizmet şeklinde de tanımlanabiliyor. Dolayısıyla bir ürünün “lüks” olarak adlandırılıp benzer niteliklere sahip ürünler arasından sıyrılabilmesi için her zaman daha kaliteli olması ya da daha güçlü servis sunması gerekmiyor. Çünkü lüks kelimesi, sadece ekonomik değil; sosyal ve psikolojik unsurları da içeriyor.

İktisadın temel kuralları doğrultusunda, bir kişinin gelir seviyesi yükseldikçe, o kişinin lüks ürün satın alma eğilimi de artıyor. Ancak bir üst paragrafta bahsedildiği gibi, lüks ürün alımının sadece ekonomik faktörlere bağlı olmadığı açık.

Bu tür ürünlerin tüketiminde sembolik ve sosyal değerler ile birlikte, kültürün (sosyal sınıf) de dikkat çekici bir etkisi bulunuyor. Bir başka deyişle, lüks ürünlerde ürünün kendisinden çok manevi yüklemleri ve imajı tüketiliyor. Çünkü bu tarz ürünler, bir sosyal sınıfı temsil ediyor; bireyin yaşam stilini yansıtıyor. Böylece lüks ürün tüketmek, o sınıfın varlık nedeni haline dönüşüyor.

Konu üzerinde araştırma yapmış pazarlama uzmanlarına göre, lüks tüketimde iki farklı güdü söz konusu. Kişiyi lüks tüketime yönlendiren birinci güdü, bireyin ait olduğu seçkin sınıfa kendini kanıtlama; imajını grubun diğer üyelerine yansıtma arzusu.

Kendini saygın bir zümreye kanıtlamayı hedefleyen lüks ürün tüketicisi, aynı zamanda ait olmadığı diğer alt sınıflardan farklılaşmayı amaçlıyor. İşte bu noktada davranışın ikinci güdüsü de tamamlanıyor. Bu ve benzeri bilimsel araştırmalar, lüks markaların fizyolojik ya da ekonomik bir yarar sağlamak yerine; sosyal statüyü yükseltmek için tüketildiklerini kanıtlıyor.

İnsanoğlunun seçkin bir gruba ait olma ve diğer sınıflardan ayrışma arzusu her geçen gün artıyor. Statü odaklı, iç içe geçmiş bu iki güdüde görülen yaygınlık, lüks tüketimi doğrudan tetikliyor.

Veriler, lüks ürün pazarının son 20 yılda dünya genelinde yaklaşık %450 büyüdüğünü gösteriyor. Bu büyüme, lüksün daha fazla kişiye ulaşarak genişlemesi anlamına gelmiyor. Aksine lüks kavramı, her geçen yıl derinleşiyor; yani ileri bir seviyeye taşınıyor.

Kavramın ekonomik, sosyal ve psikolojik olguları bir araya getiren komplike ve hassas yapısı, lüks ürün satışında ayrıksı bir pazarlama ideolojisini gerekli kılıyor. Çünkü klasik pazarlama yöntemleri, lüks marka yaratma ve yönetme süreçlerinde yeterli olmuyor. Lüks pazarlama, ayrı bir uzmanlık gerektiriyor.

Elbette tüm pazarlama stratejilerinin özü bir: Doğrudan ya da dolaylı larak daha fazla satış yapmak. Ancak pazarlama stratejilerinin uyguladıkları taktikler birbirinden oldukça farklı. Strateji çerçevesinde hangi taktiklerin kullanılacağını pazar yapısı, ürün özellikleri ve hedef kitle profili belirliyor.

Hassas yapısı ile ince ayarlı bir teraziye benzeyen lüks tüketim pazarında, pazarın yapısına uygun bir marka yönetimi felsefesi belirlemek; özellikli pazarlama iletişimi uygulamalarına yer vermek gerekiyor.

Bugün stratejik pazarlama yönetiminin ayrıcalıklı bir alt dalı olarak değerlendirilen “Lüks Pazarlama”nın temel prensipleri şöyle sıralanıyor:
• Lüks pazar, başlı başına farklı bir uğraştır. Odaklanmış bir uzmanlık gerektirir.
• Lüks pazarlama süreçlerini eksiksiz uygulayabilmek için kusursuz bir pazarlama teorisinin yanında davranış bilimleri alt yapısına sahip olmak önemlidir.
• Lüks pazarlama, markayı geniş kitlelere yayarak maksimum arzu yaratırken; elit ayrımı korumak ve satış eylemini sadece sınırlı bir kitle üzerinde gerçekleştirmek esasına dayanır. Örneğin Ferrari markasını A’dan Z’ye herkes bilir ve tanır. Ancak sadece bir kaç şanslı “Z” Ferrari sahibi olabilir.
• Lüks pazarlamayı alternatif satış yöntemlerinin ön plana çıktığı, kişiselleştirilmiş nokta vuruşlarının önem kazandığı, görülmemişin ve duyulmamışın sahnelendiği bir oyun olarak nitelemek mümkündür.
• Lüks marka iletişiminin lüksü yakından tanıyan ve belli bir yaşam gustosuna sahip bir ekip tarafından planlanması ve uygulaması olmazsa olmaz bir kural değildir. Ancak bu gerçekçi bir gereklilik ve olağanüstü bir avantajdır.

Lüks pazarlama deyince, akla öncelikle giyim ve aksesuar, saat ve mücevherat, otomotiv, tekne ve yatçılık, gayrimenkul ya da turizm gibi sektörler gelse de, lüks ürünlerin neredeyse faaliyetteki tüm endüstrilerde yer aldığı; üstelik bu özel segmentin her geçen gün önem kazandığı görülüyor.

Son on yılda ön plana çıkan özel bankacılık hizmetleri, ileri eğitim olanakları, değer yüklenmiş ve tasarım odaklı teknoloji, kişiye özel havayolu ve taşımacılık servisi, az sayıda üretilen organik kişisel bakım malzemeleri, şatafatlı restoranlar ve eğlence yerleri, özellikli gıda ürünleri, beş yıldızlı otelleri andıran sağlık üniteleri sektörün geldiği noktanın ve gideceği yönün habercisi niteliğinde!

Doğası gereği az ile yetinmeyen insanoğlu her zaman daha iyisini istedikçe, lüks kavramının da evrimleşmeyi sürdüreceği kesin!

Yazar
Onur YANIK
Kavramlar
Lüks, Lüks Pazarlama, Lüks Pazarlamanın Prensipleri
Detaylı bilgi ve yazarla iletişim
onur.yanik@provokator.com

Pazarlama Doktrinleri : Lateral Pazarlama!

KURUMSALHABERLER.COM

“Philip”, Hristiyan toplumlarında en sık kullanılan erkek isimlerinden biri. Avrupa tarihi incelendiğinde, yaşadıkları döneme damgasını vuran Philip isminde beş Makedon, altı Fransız ve beş İspanyol kralın yaşadığı görülüyor.

Günümüzde de Amerika ya da Avrupa’da, yeni doğan erkek çocuğu için bu ismi tercih etmiş, onbinlerce aile bulunuyor. Ancak yeni Philip’lerin hiç biri kral olma şansına sahip değil. Elbette biri hariç…

Bugüne kadar devrim yaratan pek çok kitaba, sektörü derinden etkilemiş onlarca makaleye imza atmış, Northwestern Üniversitesi Profesörü Philip Kotler, tüm otoritelerce “Pazarlamanın Kralı” olarak nitelendiriliyor.

Kellog Yönetim Enstitüsü’nde “Uluslararası Pazarlama” dersleri vermeyi sürdüren Kotler’in, disiplinin kılavuzu olarak ifade edilen “Pazarlama Yönetimi” başlıklı kitabı, dünya genelinde yirminci baskısına ulaşmış durumda. “Pazarlama Prensipleri/Principles of Marketing”, “Pazarlama Modelleri/Marketing Models” ve “Kotler’e Göre Pazarlama/Kotler on Marketing” gibi etkileyici seçkilerinin yanında, Philip Kotler’in endüstriyi sarsan güncel eserlerinden biri de İspanya’nın önde gelen pazarlama profesörlerinden Fernando Trias de Bes ile birlikte kaleme aldığı provokatif çalışma: “Lateral Pazarlama/Lateral Marketing”

“Lateral Pazarlama” genel bir bakışla, ürünlerin birbirine benzediği, elle tutulur kalite değerlerinin yerini soyut arayışlara bıraktığı, mesajların birbirini kopyaladığı, tüketicilerin iletişim yoğunluğundan bunaldığı, acımasız, dengesiz ve değişken günümüz pazarlama arenasında fark yaratan fikirler üretmek için yeni bir düşünce tekniği öneriyor. Çalışma söz konusu yöntemi lateral yani yatay düşünce olarak adlandırıyor.

Yeni pazar şartlarında gücünün büyük bir kısmını yitiren klasik pazarlama, kişiyi düşünce çizgilerinin kesiştiği noktaya götüren, tek bir doğru yanıt arayan analitik düşünce yöntemi üzerine kurulu. Yaratıcılığı doğuran ve modern pazarlamanın temeli olan yatay düşünce ise ayrışan bir işleyiş şekline sahip. Lateral/yatay düşüncenin, siyah-beyaz gibi kesin sınırları bulunmuyor. Bu sistemde bir sorunun çözümünü, gri bir noktada da bulabilmek mümkün.

Analitik yani dikey düşünce, çözüm üretirken; yaratıcı yani yatay düşünce fikirler üretiyor. Tek bir çözüm yoluna saplanmak yerine, pek çok fikirden farklı çözümler üretmek, genişleyebilen yatay düşünce yapısını benzersiz kılıyor. Bir sorunu analitik yöntemle irdelemek için genellikle dar ve muhtemelen derinlemesine yani “Dikey” bir bakış açısı kullanmak gerekiyor. Diğer taraftan yaratıcı düşünce, bütün seçenekleri geniş bir yelpazeye yayarak, özgür bir değerlendirme süreci kurguluyor. Bu sürece, anlamsız hatta kulağa aptalca gelen fikirler ve çözüm önerileri bile dahil edilebiliyor. Çünkü bazen sorunun dışında gibi gözüken bir unsur, aslında cevabın ta kendisi olabiliyor.

Kotler, yatay düşünme tekniğinden ilham alan “Lateral Pazarlama”nın temel misyonunu, pazara daha başarılı ürünler sürmek için yeni yollar keşfetmek olarak özetliyor. Yazar bu noktada, daha başarılı ürünler tamlamasıyla, daha kaliteli, ekonomik ya da yaygın olmayı kastetmiyor. Kotler’in önerdiği yatay düşünme tekniği, domine edilmiş bir pazarda, benzer bir marka ya da rakiplerinden biraz fazlası olan bir alt ürün yaratmak yerine, kışkırtıcı ruhu olan yeni bir fikir üretmeyi ifade ediyor.

Kotler bu noktada bazı örnekler sunuyor. Avrupa’da bir zamanlar sadece bir yaşın altındaki çocuklar için bebek maması olarak satılan yoğurdun, yeni bir strateji ve konumlandırma ile, günün her saati tatlı niyetine yenilebilen sağlıklı bir atıştırmalık haline dönüştürülmesinin hikayesini özetliyor. Parlak bir fikir sonucunda meyve ile buluşan klasik yoğurt, hedef kitlesini katlayarak, yeni bir ürün gamı yaratıyor.

Kotler’in yeni ürün stratejisi, aslında basit iki fikrin, basit olmayan bir şekilde bir araya getirilmesini temsil ediyor. Bu aşamada üreticiler için yeni bir formül devreye giriyor:
Başarılı Yeni Ürün = Ürün + Değişen İhtiyaçlar + Bakış Açısı

Kotler söz konusu formülü hayata geçirmek isteyen üreticiler için, 6 farklı yatay düşünme yolu öneriyor:
1. Değiştirme (Başka şeyin yerine kullanma)
Değiştirme, ürünün bir ya da daha fazla özelliğini kaldırarak, yerine yenilerinin eklenmesini ifade ediyor. (Akrep ve yelkovanın kaldırılarak, dijital saatin yaratılması)
2. Kombinasyon (Ekleme)
Kombinasyon, ürüne mevcut özelliklerini koruyarak yeni nitelikler eklemeyi özetliyor. (Çin’de şimdiden bir milyondan fazla satan, pedal çevirdikçe kendini şarj eden elektrikli bisiklet “Pedelec”)
3. Ters düz (Değiştirme)
Ters düz, ürünün mevcut niteliklerinin tam tersi bir kullanım şekli yaratmayı amaçlıyor. (Doğası gereği fırından taze çıkmış, sıcak bir yemek olarak tüketilen pizzanın, dondurulmuş bir ürün olarak piyasaya sürülmesi)
4. Eliminasyon (Ortadan kaldırma)
Eliminasyon, ürünün spesifik bir özelliğinin ortadan kaldırılması sonucu yeni bir ürünün dünyaya gelişini anlatıyor. (Telefon – kablo = Telsiz Telefon)
5. Mübalağa (Abartma)
Mübalağa, mevcut ürünün niteliklerini yukarı ya da aşağı doğru aşırı bir şekilde değiştirmek anlamına geliyor. (Büyük gözlüklerden kontak lense geçiş)
6. Yeniden düzenleme (Düzen değişikliği)
Yeniden düzenleme, ürünün yaratılış düzeninin baş aşağa edilmesi fikrinden doğuyor. (Pişmeden paketlenmiş [mikro-dalgaya uygun], patlamamış patlamış mısır)

Elbette lateral pazarlamanın düşünce teknikleri bunlarla sınırlı değil. Faaliyet gösterilen sektörün özelliklerine göre, ürün için yeni teknikler geliştirmek mümkün.
Bu süreçte önemli olan, pazarı ve beraberinde ihtiyaçları doğru analiz etmek; verileri mantık süzgecinden geçirerek en idel yolu belirlemek... Bunda Kotler de hem fikir!

Yazar
Onur Yanık
Kaynak
“Lateral Marketing” / Philip Kotler-Fernando Trias de Bes
Kavramlar
Lateral Pazarlama, Lateral Düşünce Tekniği, Yatay-Dikey Düşünce Farkı,
Fark Yaratan Fikirler Üretmede Yeni Teknikler,
Detaylı bilgi ve yazarla iletişim
onur.yanik@provokator.com

Pazarlama Doktrinleri : Farklılaş Ya Da Öl

KURUMSALHABERLER.COM

Yedi harfli “Pazarlama” kelimesi, yirmi iki sözcükten oluşan kompleks bir tanıma sahip. Amerikan Pazarlama Derneği onayı taşıyan bu uzun paragrafta pazarlama, “kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayabilecek değişimleri gerçekleştirmek üzere, malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, dağıtılması ve tutundurulmasına ilişkin planlama ve uygulama süreci” olarak ifade ediliyor.

Bugün pazarlama disiplini ile uğraşan herkes, kavramın farklı fonksiyonları bir araya getiren; planlamanın yanında, eyleme yönelik faaliyetleri de içeren stratejik bir süreç olduğu konusunda hem fikir.

Söz konusu süreç yaklaşık yüz yıldır 4P formülü ile özetleniyor:
Product (Ürün), Price (Fiyat), Place (Dağıtım) ve Promotion (Tutundurma).

Pazarlamanın gelişim süreci incelendiğinde, zaman zaman bu formülün çeşitli uzmanların önerileri ile genişletildiği, kavramın DNA’sına People (İnsan), Perception (Algı), Promise (Söz), Package (Paketleme) ya da Perseverance (Israr) gibi kelimelerin eklendiği gözleniyor. Ancak bu öznel önerilerin belki de hiç biri, pazarlama danışmanı Jack Trout’un 1972 yılında Al Reis ile birlikte global pazarlama arenasına sunduğu Positioning (Konumlandırma) konsepti kadar etkili değil.

13 farklı ülkede faaliyet gösteren Trout&Partners’ın başkanı olarak AT&T, IBM, Burger King ve Merrill Lynch gibi Fortune 500’de yer alan pek çok markaya pazarlama danışmanlığı sunmuş Jack Trout, klasik pazarlama yöntemlerini sarsan “Konumlandırma” kavramının babası olarak kabul ediliyor.

Trout, 35 yıl önce Steve Rivkin’in desteğiyle kaleme aldığı “Farklılaş ya da Öl!” başlıklı makalesinde, modern pazarlama arenasını “İletişim bombardımanına tutulmuş toplum” olarak tanımlayarak, böylesi bir ortamda ayakta kalabilmek için farklılaşmak gerektiğini; farklılaşmanın ise doğru konumlandırma stratejisi ile mümkün olduğunu anlatıyor.

Trout’un onlarca yıl önce, üstelik internet ile tanışmamış bir toplumda dile getirdiği farklılaşma felsefesi, bugün hala güncelliğini koruyor. Yazarın giderek bir savaş alanına dönüşen satış dünyasında zafere ulaşmak için işaret ettiği yol, 2000’li yıllarda da geçerli.

Trout’e göre bir fikri, ürünü ya da iş kolunu farklılaştırmanın sevimli, çekici, esprili, cesur ya da yaratıcı olmak ile bir alakası bulunmuyor. Aksine farklılığın mantık süzgecinden geçirilmiş, stratejik bir temeli olan, tutarlı ve kanıtlanabilir bir yapıya sahip olması gerekiyor.

Teorik olarak bir markanın "Biz neredeyiz?" ve "Nerede olmak istiyoruz?" sorularına verdiği cevapların kesişimi konumlandırmayı ifade ediyor. Aynı zamanda misyon ve vizyonun birleşimi olan bu ortak cevap, işletmenin sektörel duruşunu ve ilerleyişini temsil ediyor.

Trout’e göre başarılı bir farklılaşma, dört adımlık bir süreci kapsıyor:

Adım 1: Anlam Süzgeci
Farklılaşmak pazarın ve rakiplerin detaylı analizi ile başlıyor. Bu noktada sektörün fotoğrafları çekiliyor; pazarda yer alan oyuncular ile ilgili izlenimler/algılar derleniyor ve irdeleniyor. Markanın güçlü ve zayıf yönleri sıralanıyor ve bu yönler rakipler ile kıyaslanıyor. Pazarın nabzı ölçülüyor; sektördeki boşluklar tespit ediliyor.

Adım 2: Farklılaşma Fikrinin Yaratılması
Markanın, pazarın ve rakiplerin değerlendirilmesi işletmeyi farklılaşma fikrine yakınlaştırıyor. Bu aşamada keşfedilecek fikrin ürün odaklı olması gerekmiyor. Çünkü bir markayı farklılaştıracak pek çok yöntem bulunuyor.

Adım 3: Fikrin Kanıtlanması
Yaratılan fikrin her şeyden önce ispat edilebilir, bir başka deyişle müşteriler tarafından onaylanabilir olması gerekiyor. Sürecin bu adımında gerçeklik, dürüstlük ve dürüstlük gibi kavramlar devreye giriyor.

Adım 4: Farklılığın İletişimi
Farklılaştırma süreci, markaya farklılık katan fikrin işletmenin iç ve dış çevrelerinde tanıtılarak ilmek ilmek örülmesi, pekiştirilmesi ve değişen koşullar ekseninde yenilenmesi ya da güncellenmesi ile sürüyor.

Trout, farklılaşma yöntemleri arayan markalar için, uygulanabilecek sekiz ayrı strateji/yol sıralıyor:
1. İlk olun.
2. Sahiplenebilecek nitelikler öne sürün.
3. Lider olun.
4. Pazarda uzmanlaşın.
5. Kurum tarihi yaratın ve bunu kullanın.
6. Birinci tercih olmayı keşfedin.
7. Ürünlerinize özel nitelikler yükleyin.
8. Markanızı ya da ürünüzü çekici ve cazip kılın; yakıcı olun.

PROVOKATÖR’ün stratejik iş birlikçisi Destek Patent’in verilerine göre, bugün Türkiye’de tescil edilmiş marka sayısı 300.000’in üzerinde. Çok değil sadece 10 yıl önce, isim hakkı alınan marka sayısı 20.000 civarında iken, 2007’de bu rakamın 15’e katlandığı görülüyor. Marka çeşitliliğindeki katlanma, tüketici hayatının her anına işliyor. Örneğin dört kişilik bir Türk ailesi, bir ay boyunca evine ortalama 150 farklı markalı ürün sokarken, büyük ölçekli bir hipermarkette tam 40.000 marka yer alıyor.

Pazarların dengesiz ve değişken bir hal aldığı, rekabetin giderek acımasızlaştığı günümüz pazarlamasında, Trout’un 35 yıl önce dile getirdiği farklılaşmanın önemi tıpkı marka sayısı gibi katlanarak artıyor.

İşte bu nedenle devir markalar için daha zeki, esnek, vurucu, agresif ve hepsinden önemlisi mucit olma devri!

Yazar
Onur YANIK
Kaynak
“Farklılaş ya da Öl!” / Jack Trout-Steve Rankin
Kavramlar
Pazarlama, 4P, Konumlandırma, Farklılaşma, Farklılaşma Adımları, Farklılaşma Stratejileri
Detaylı bilgi ve yazarla iletişim
onur.yanik@provokator.com

Pazarlama Doktrinleri : Birebir Gelecek

KURUMSALHABERLER.COM

Herkes için aynı ürünü üretmek, onu mümkün olan her mağazaya, markete ya da satış noktasına koymak, sonrasında ise ürünün özelliklerini ve faydalarını duyurmak için bağırmak... Evet doğru sözcük bağırmak; hem de bas bas bağırmak. Ürünün ortalıkta esamesi okunmuyorsa, pes etmeden daha da yüksek bir sesle bağırmak, fark edilene kadar susmamak, gerekirse başkalarını susturmak ve tercih edilene kadar durmamak... İşte size kitlesel pazarlamanın bir parça argo ancak çokça net ve doğru bir tarifi!

Başlıktan da anlaşıldığı gibi, bu yazının konusu kitlesel pazarlama değil. Ancak birebir geleceği yaratan sessiz satış tekniği kişiselleştirilmiş tanıtımı anlayabilmek için, yola kavramın tersi olan gürültülü duyuru yöntemi kitlesel pazarlama ile çıkmak gerekiyor.

Pazarlama otoriterileri bir süredir, geniş çaplı çözümler üreten kitlesel pazarlamanın etkisini yitirdiğinden ve ideolojinin düşüşe geçtiğinden bahsediyor. Hatta bazıları kitlesel pazarlamayı, ölüm döşeğindeki bir hastaya benzetiyor. Aynı uzmanlar bu yorumu daha da ileriye taşıyarak, bir kaç on yıl sonra, kitlesel tanıtımın tamamen sona ereceğini; tanıtımın ileri teknolojilerle sadece kişiye özel hale geleceğini belirtiyor.

Gelişen teknolojinin pazarlama dünyasına armağanı olan “Birebir” felsefesinin arkasında, “Business” dergisi tarafından 20. yüzyılın en etkili 100 stratejisti arasında gösterilen Don Peppers ve Martha Rogers isimleri yer alıyor. İkili bundan tam on beş yıl önce yayınladıkları “Birebir Gelecek” başlıklı kitaplarında ilişkisel pazarlama çerçevesinde, veri tabanlı pazarlama, siparişle kitle üretimi, müşteri samimiyeti ve gerçek zamanlı pazarlama gibi bilinen pek çok satış yaklaşımını tek bir iş stratejisi haline çeviriyor; böylelikle “Birebir Pazarlama” kavramı dünyaya geliyor.

Aynı zamanda iş ortakları olan Peppers ve Rogers, “Birebir Pazarlama”yı, iletişimde marka yönetiminden müşteri yönetimine geçiş olarak tanımlıyor. Bu noktada kavram kendine özel, dört adımlık bir ilerleyiş yaratıyor: Müşterilerini tanımla; onları grupla ve farklılaştır; çift yönlü bir iletişim kur, etkileşim yarat; her bir müşteriyi kişiselleştir.

Peppers ve Rogers, 1993 yılında kaleme aldıkları çalışmalarında, dijitalleşme ile beraber reklam ve tanıtıma dair tüm aksiyonların kişiselleştirilmiş bir ivme kazanacağını belirterek, pek çok örnek sıralıyor. Dev müşteri veri tabanlarını kolayca koordine eden bilgisayar programları, kişiye özel televizyon kanalları, çağrı merkezleri, tele-pazarlama, yaygınlığını her geçen gün artıran internet ve mobil tanıtım...

Bugün geride kalan yıllara kuşbakışı göz atıldığında, Pepers ve Rogers’ın ön gördüğü olayların tamamının gerçekleştiği, hatta “Birebir” kavramının daha da ileriye taşındığı görülüyor. Örneğin, arşivinde 50 milyonun üzerinde kişiselleştirilmiş kimlik bilgisi barındıran soyut bir şirketin %1.6’sı yaklaşık 250 milyon dolara alıcı buluyor. Bir başka deyişle, fenomen dot.com şirketi FaceBook, tanımlama, farklılaştırma, etkileşim yaratma ve kişiselleştirme yetenekleri sayesinde tam tamına 15 milyar dolar ediyor. Söz konusu değerin, meşhur “Bilgi güçtür!” sözünün sahibi 16. yüzyıl düşünürü Francis Bacon’un kulaklarını fazlasıyla çınlattığı kesin!

Diğer yandan, nadir de olsa bazı pazarlama guruları, birebir gelecek karşısında gücünü yitirmiş ya da yitirecek gibi gözüken “Kitlesel Pazarlama”nın aslında ölmeyeceğini; aksine doğru adımlarla güçlenerek sahneye döneceğini belirtiyor.

Sıra dışı bir fikir şirketi olan PROVOKATÖR’ün yakın zaman önce yayınladığı REENKARNASYON (http://provokator.com/reenkarnasyon/) başlıklı seçkide, benzer bir felsefeyi savunan paragraflara yer veriliyor:

“Karmaşık yapısına rağmen pazarlama aslında olağan bir içgüdüdür. Akıl ve düşünceden bağımsız, doğuştan gelen hareketler dizisidir. Kişiyi belli bir amaca ulaşmaya sürükleyen bir davranış eğilimidir. Yani pazarlamanın sırrı insanoğlunun genlerinde gizlidir.

Hükmedilemez bir eylem olan pazarlama, değişmez bir kurguya sahiptir. Uzmanlar yıllar boyu pazarlamanın farklılaştığını düşünmüş, kavramın sözde evrimini açıklayabilmek için yeni teoriler üretmiştir. Tüm bunlar safsatadır.

Evrim geçiren pazarlama değil, pazarlama dışındaki her şeydir. Bir aslanın yaşamak için avlanma ve öldürme içgüdüsü binlerce yılda ne kadar değişmişse, pazarlama da o kadar değişmiştir.

Açıkça içgüdü, tıpkı pazarlama gibi değişmez bir yapıya sahiptir. Aslanın et yeme isteği, zamanla ota dönmez. Doğal dürtüler değişmiş gibi gözükebilir. Aslında bu bir değişim değil; mevcut duruma adaptasyondur.

Aslanın elinden ceylanı alırsanız zebra avlayacaktır. Zebrayı alırsanız bufaloya yönelecektir. Onu da alırsanız, yakaladığı anda sizi yiyecektir. Bu bir değişim değildir; içgüdünün çevre şartlarına uyumudur. Pazarlama değişmez sadece uyum sağlar.”

Kitlesel ya da birebir, gerçekte tüm pazarlama ideolojileri tek bir öze ve amaca sahip: Satış, satış, satış! Çevresel faktörler, satışa ulaşmayı hedefleyen pazarlamanın dönem dönem farklı yöntemler kullanmasına; kimi zaman bireyden kitleye, bazen de kitleden bireye uzanmasına sebep oluyor.

Pazarlama yöntemi projelerin iş ve iletişim hedeflerine, aynı zamanda seslenilen kitlenin profiline göre değişiyor. Ancak satışa ulaşmak ve bu süreci etkili kılmak için yapılması gereken hiç bir zaman değişmiyor. Başka bir ifadeyle, özellikle rekabetin bir savaş alanına çevirdiği günümüz pazarlamasında her şeyin temelinde büyük bir fikir yaratma zorunluluğu yer alıyor.

Fikriniz büyükse, kitlesel ya da birebir oluşunuz çok da fark etmiyor!

Yazar
Onur YANIK
Kaynak
“Birebir Gelecek/One to One Future” / Don Peppers ve Mantha Rogers
Kavramlar
Kitlesel Pazarlama, Birebir Tanıtım, Birebir Tanıtımın İşleyişi, Pazarlamanın Özü
Detaylı bilgi ve yazarla iletişim
onur.yanik@provokator.com

bilgi teknolojileri terimleri sözlüğü

"1) ağ işletim bilgisayarı; 2) ağ iletişim mikrodevresi " network processor
"1) ana bilgisayar; 2) Internet bilgisayarı; 3) konakçı " host
"1) Makine; 2) Bilgisayar" Machine
"bilgi trafiği; veri trafiği " information traffic
"Bkz: write-once-read-many; solucan (bilgisayar güvenliği)" Worm
"Tam oturma, rastlama (bilgisayar) ; vurgun (elek)" hit
(aygıtla) tümleşik bilgisayar embedded computer
(kullanılan) bilgisayar Adı Hostname
1)eğitim, yetiştirme 2) açıklayıcı bilgi, yönerge 3) Komut Instruction
Ağ Geçit Bilgisayarı Gateway Host
ağ merkezli bilgi işlem network-centric computing
ağa (yapılı) bilgisayar network computer
Amerikan bilgi-değişim standart kodu american standart code for information interchange (ascii)
ana bilgisayar arayüzü host interface
ana bilgisayar dili host language
ana bilgisayar düğümü host node
ana bilgisayar güvenlik duvarı host-based firewall
ana bilgisayar veritabanı host database
ana bilgisayar, hizmet bilgisayarı, sunucu bilgisayar host computer
ana bilgisayarda yürütülen program host application program
anabilgisayar mainframe
Anaçatı bilgisayar Mainframe
analog bilgisayar, örneksel bilgisayar analog computer
anında bilgilendirilme immediate notification
ardışık bilgisayar sequential computer
artbilgi trailer
artık bilgi redundant information
Arızaya (bozukluğa) dayanıklı bilgisayar fault-tolerant computer
avuç içi (bilgisayar) palmtop
avuçiçi bilgisayar palmtop computer
başlık bilgisi header information
bildirime dayalı bilgi declarative knowledge
bilgi info
Bilgi Information
bilgi information
bilgi ağı -information network
bilgi aktarımı- information transfer
bilgi alışveriş biçemi -interchange format
bilgi alışveriş dosyası- interchange file
Bilgi Anayolu, bilgi otoyolu- Information Highway
bilgi avadanlığı, bilgi paketi information package
bilgi çağı- information age
bilgi çözümleme merkezi information analysis center
bilgi edinme knowledge acquisition
bilgi ekonomisi information economy
Bilgi Erişim, Bilgi geri Kazanım, Information Retrieval
bilgi güvenliği information security
bilgi gösterimi knowledge representation
bilgi haritası knowledge mapping
bilgi havuzu information repository
bilgi hizmeti information service
bilgi içeriği information content
bilgi için carbon copy
bilgi iletim birimi information frame
bilgi iletim hız birimi, baud Baud
bilgi iletisi information message
bilgi isteği request for information
bilgi istek mesajı request message
bilgi işlem data processing
bilgi işlem merkezi data processing center
bilgi işlem noktası, site site
bilgi işleme sistemi information processing system
bilgi kaynağı information source
bilgi merkezi information center
bilgi mühendisi knowledge engineer
bilgi patlaması information explosion
bilgi sistemi denetçisi information systems auditor
bilgi sisteminin kötüye kullanımı information system abuse
Bilgi sunum ucu, bilgi büfesi Kiosk
bilgi sözcüğü, veri sözcüğü information word
bilgi tabanlı sistem knowledge based system
bilgi tabanlı sistem knowledge system
bilgi tabanı knowledge base
bilgi teknolojileri information technologies
bilgi terminali information station
bilgi toplumu knowledge-based society
bilgi toplumu information society
bilgi tümleştirme information fusion
bilgi uzmanlık alanı knowledge domain
bilgi yoksulları information have nots
bilgi yönetim sistemi knowledge management system
bilgi yönetimi information management
Bilgi İşlem Merkezi Information Processing Center
bilgi zenginleri information haves
bilgi özkaynakları information resource
bilgilendirici veri tabanı informational database
bilgilendirilecekler listesi carbon copy list
bilginin ekranda akması, akıtılması scroll
bilginin yaşam çevrimi information life cycle
bilgisayar computer
Bilgisayar (bellek) Sözcüğü Machine Word
Bilgisayar ağlı (gerçekleştirme/uygulama) networking
bilgisayar aracılığıyla toplantı computer conferencing
bilgisayar arayüzü machine interface
bilgisayar bilimi computer science
Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) Computer Aided Education
Bilgisayar Destekli Mühendislik (BDM) Computer Aided Engineering
Bilgisayar Destekli Tasarım (BDT) Computer Aided Design
Bilgisayar Destekli Üretim (BDÜ) Computer Aided Manufacturing
bilgisayar donanım hatası machine error
bilgisayar merkezi computer center
bilgisayar suçu computer crime
bilgisayar türünden bağımsız Machine-independent
bilgisayar türüne bağımlı machine-dependent
bilgisayara uyarlamak computerize
Bilgisayarca Okunur Machine Readable
bilgisayarla işleme machine processing
Bilgisayarla Tümleşik Üretim (BTÜ) Computer Integrated Manufacturing
bilgisayarlı ofis computerized office
bilgisayarlı sayısal denetim computerized numerical control
bilgisayarın çökmesi system crash
Birim-işlem, hareket (muhasebe), işlembilgi transaction
birinci kuşak bilgisayar first generation computer
bulanık bilgi fuzzy reasoning
cep bilgisayarı, avuç bilgisayarı hand-held computer
çevrimiçi bilgi online information
çevrimiçi bilgi sistemi online information system
coğrafi bilgi sistemi geographic information system (GIS)
Coğrafi bilgi sistemi Geographical information System
çok komut/çok veri (bilgisayar mimarisi) Multiple instruction / multiple data (MIMD)
Çok-ortamlı bilgisayar multimedia PC
çoktürlü Bilgisayar Ağı Heterogeneous Computer Network
dağıtılmış veri işleme, dağıtımlı bilgi işlem distributed data processing
dağıtımlı bilgi işlem distributed data processing
Dayanıklılaştırılmış bilgisayar hardened computer
defter bilgisayar notebook computer
dil bilgisi grammar
Dizüstü Bilgisayar Laptop Computer
dizüstü bilgisayar laptop computer
durum bilgili stateful
durum bilgisiz stateless
elektronik bilgi işlem electronic data processing (edp)
endüstriyel bilgisayar, algılayıcılı bilgisayar sensor-based computer
etkileşimli bilgisayar grafiği interactive graphics
Ev Bilgisayarı Home Computer
eve yönelik bilgi hizmetleri home information services
eşanlı bilgisayar, simultaneous computer
eşdeğer ikili bilgi içeriği equivalent binary content
eşzamanlı bilgisayar synchronous computer
gelişigüzel işlem sıralı bilgisayar arbitrary sequence computer
Genel Amaçlı Bilgisayar General Purpose Computer
geniş alan bilgi sunucuları wide area information servers (waıs)
gerçek zamanlı bilgi işleme real-time computing
giysi bilgisayar wearable computer
grafik bilgisayar graphics station
güvenli bilgisayar sistemi secure computer system
güvenli bilgisayar sistemi trusted computer system
gözcü bilgisayar monitor station
hazır bilgi literal
hedef bilgisayar target computer
hedef bilgisayar target machine
hedef bilgisayar, hedef santral destination station
ikinci kuşak bilgisayar second generation computer
imleşim bilgisi signaling information
Indirgenmiş Komut Takımı Bilgisayarı Reduced Instruction Set Computer
insan ve bilgisayar benzetimi human-machine simulation
Internet bilgisayarı Internet computer
istemde bulunmak, bilgi istemi prompt
istenen durum bilgisi solicited status
kalemli bilgisayar pen computer
Karma Bilgisayar Hybrid Computer
Kitapboyu bilgisayar notebook computer
kişisel bilgi işlem personal computing
kişisel bilgisayar personal computer
kişisel bilgisayar personal computer (pc)
Komut kümesi küçültülmüş bilgisayar reduced instruction set computer (RISC)
kullanıma özel bilgisayar dedicated computer
kural tabanlı bilgi rule-based knowledge
kurumsal bilgi portali enterprise information portal
köle bilgisayar, bağımlı bilgisayar slave computer
Makine Çevrimi, Bilgisayar Çevrimi Machine Cycle
masaüstü bilgisayar desktop computer
MIDI dosyası (ses bilgileri dosyası) MIDI file
Mikro Bilgisayar Microcomputer
mikrobilgisayar microcomputer
Mikroprogramlanır Bilgisayar, Mikroprogramlı Bilgisayar Microprogrammable Computer
minibilgisayar minicomputer
Minibilgisayar Minicomputer
ortak bilgi miktarı joint information content
paralel bilgisayar parallel computer
pc-uyumlu, kişisel bilgisayar uyumlu pc-compatible
sabit komutlu bilgisayar fixed-instruction computer
sağlamlaştırılmış bilgisayar ruggedized computer
sayısal bilgi saklama digital information storage
sayısal bilgisayar digital computer
seri bilgisayar serial computer
sistemden bilgi isteği system prompt
Sorgu, sorgulama, bilgi isteği query
soyut bilgisayar, sanal bilgisayar abstract machine
Sunucu Bilgisayar Host Computer
süreç bilgisayarı process control equipment
Sözel (anlatımsal) bilgi narrative information
tam olmayan, bulanık bilgi fuzzy information
taşınır bilgisayar portable computer
taşınır bilgisayar, taşınabilir bilgisayar portable computer
tek adımlı bilgisayar scalar computer
tek kartlı bilgisayar single board computer
tek kartlı bilgisayar single-board computer
tek parça bilgisayar compact computer
tek yongalı bilgisayar single chip computer
Telsiz Bilgi İşleme, gezgin bilgi işleme Mobile Computing
ticari bilgi işleme commercial data processing
ticari bilgi işleme transactional computing
türdeş bilgisayarlar ağı homogeneous computer network
türdeş olmayan bilgisayarlar ağı heterogeneous computer network
türetilmiş bilgi derived information
uydu bilgisayar satellite computer
uzak bilgisayar sistemi remote computer system
vektörel bilgisayar, paralel bilgisayar vector computer
veritabanı bilgisayarı database machine
veritabanı sunucu bilgisayarı database server
virüsten bağışık bilgisayar virus-proof computer
Vur-kır oyun, eğlence salonu (bilgisayar) oyunu arcade game
yapabilme bilgisi know-how
Yapabilme Bilgisi, bil-yap, yapabilme yetisi Know-How
yerel hizmet bilgisayarı local host
yerleşik bilgisayar, tümleşik bilgisayar on-board computer
İleti sunucu bilgisayar mail server
yoğun hesaplayıcı (güçlü bilgisayar) number cruncher
yordam bilgisi procedural knowledge
yürütücü bilgisayar object computer
yönetsel bilgi işlem administrative data processing
yöngüdüm bilgisayarı navigation computer
zamanlama bilgisi timing information
zorunlu bilgi alanı mandatory entry field
Ölçüm Bilgisi Metrology
önceki sürümlü (yazılım), eski model (bilgisayar) down-level
önyükleme, başlatma (bilgisayar), açılış boot
örtüşmeli bilgi işleme overlap processing
özel amaçlı bilgisayar special-purpose computer
özuyumlu bilgisayar self adopting computer
şef bilgisayar master computer

Deri hücresinden kök hücre yapıldı

Deri hücresini kök hücreye dönüştüren bilim adamları, hastanın dokuyu reddetme riskini ortadan kaldırdı..

Japonya ve ABD'de iki bilim adamının yaptığı iki farklı araştırma bugüne kadar kök hücre elde edilmesinde en iyi yöntem olarak görülen embriyon klonlamasına gerek kalmadan kök hücre üretilmesini sağlıyor. Yetişkin deri hücresini kök hücre gibi davranacak şekilde yeniden programlayan bilim adamları, bunu uyumakta olan bir avuç geni yeniden aktive ederek başardı. Hücreler tanımlanmış bir dokuya ait olmalarından önce, yani embriyon dönemindeki gibi hareket etmeye başladı. Araştırmalardan ilkini, Japonya'nın Kyoto Üniversitesi'nden Prof. Shinya Yamanaka geliştirdi. Yamanaka, fareler üzerinde denediği tekniği, 36 yaşındaki bir kadının hücrelerinde de deneyip başarılı oldu.

PARKİNSON İÇİN UMUT IŞIĞI
Hücreler laboratuvarda kalp kasına dönüştürüldü. 12 gün sonra kalp kası hücrelerinin "atmaya" başladıkları tespit edildi. Araştırmalardan 2'ncisi ise ABD'deki Wiskonsin-Madison Üniversitesi'nden Prof. Dr. Jamie Thomson ve ekibi tarafından yapıldı. Onların yöntemi de Yamanaka'nınkine temelde benziyor. Ancak hücre programlamakta farklı genler kullanılıyor. Ayrıca denemenin yeni doğan bir erkek çocuktan alınan hücreler üzerinde yapılmış olmasıyla da değişiklik gösteriyor. Yeni yöntemle, hastanın genetik şifresine göre kök hücre yaratma imkânı doğacak ve böylece hastanın dokuyu reddetme riski ortadan kalkacak. Bu yeni yöntem sayesinde Parkinson, diyabet gibi hastalıklara karşı yeni kök hücrelerin üretilmesi gündeme gelecek.

Kaynak: www.sabah.com.tr

Fabrikalara Ar-Ge teşviki teknoparkları tedirgin etti

Fabrikaların içinde Ar-Ge teşviki yasasının teknoparklara yatırımın çekiciliğini yok ettireceğini düşünen teknopark yöneticileri, bu tehdide karşı önlem alınması gerektiği görüşünde..

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan Ar-Ge (Araştırma Geliştirme) teşviki yasası ile büyük şirketlerin kendi Ar- Ge'sine fabrikasında yatırım yapacak olması teknoparkları rahatsız etmeye başladı. Hazırlanan kanun taslağına göre 50-60 personel çalıştıran fabrikalara Ar-Ge teşviki verilmesini bekleniyor. Büyük şirketleri kendi Ar-Ge merkezini kurması da yatırım bekleyen teknoparkları daha fazla tedirgin ediyor. IEEE (Institute of Electrical and Electronics Engineers) Türkiye Öğrenci Kolları tarafından düzenlenen "Teknoparlar Zirvesi" etkinliğine davetli Teknopark yöneticileri Ar-Ge teşviki yasasının uzun gayretlerle oluşturulan çalışmalara zarar vermemesi gerektiğini söyledi. Yöneticiler, özellikle teşvik alan yerel ve uluslararası firmaların, teknoparklara yatırımdan vazgeçmesinden korktuklarını kaydediyorlar.

VERGİ MUAFİYETİ VAR
Teknoparklara 2013'e kadar kurumlar vergisi, gelir vergisi stopajı ve KDV'ye ilişkin bazı muafiyetler var. Yeni kanunla bu tür ayrıcalıkların fabrikalara taşınması hedefleniyor. Ancak özellikle kurumlar vergisi konusunda çeşitli soru işaretlerinin olduğu belirtiliyor. Üniversitelerin kaynak kıtlığından dolayı teknoparklardaki kiraları yüksek tutması bu modelin işleyişindeki en büyük tehlike olarak karşımıza çıkıyor. Teknoparklara tanınan ayrıcalıkların yanlış kullanıldığını düşünen büyük firmalar da bu tür teşviklerden fabrikalarında yararlanmak istiyor.

Kaynak: www.sabah.com.tr

Robotların Dünyası

Robodex 2003 hatırası...



Mars'a da insanlardan önce robotlar ayak bastı... Ve hala da orada çalışmaya devam ediyorlar...



Bozukpara büyüklüğündeki bu robot, önündeki manyetik alıcılarla madeni paraları bulup üzerlerine çıkıp seviniyor.


HansonRobotik tarafından geliştirilen Hubo-1'in yüzü size de tanıdık geliyor mu?



Bu da çocuk ziyaretçilere rehberlik eden sevimli bir robot.

ASIMO'nun gelmiş geçmiş tüm sülalesi. 1986'dan beri...




QRIO, becerilerini gösteriyor...

LEGO NXT ile yapılmış bir robot.




Maalesef....

Bunlar gerçek savaş robotu. Bazısı 'şehit', bazısı 'gazi' oluyor?!


Savaşta öldürme yetkisine sahip bir robot silah: TALON...




Uzaktan kumandalı veya otonom uçabilen insansız keşif ve saldırı robot uçağı Predator.




Hastabakıcı ve afetlerde (ve de cephede) insanlara yardımcı olabilecek bir robot.





SONY'nin AIBO robot köpeği artık üretilmiyor. Fakat 1990'ların sonunda ve 2000'lerin başında çok sayıda satıldı. Evlere giren ilk robotlardan birisi. Birçok modeli mevcut.
AIBO'nun daha gelişmiş bir modeli.


HONDA'nın ASIMO'su...
HONDA'nın 1986 yılında başlayan insansı robot çalışmalarının ürünü. Dünyanın en gelişmiş robotlarından biri.

Google, ’değer ligi’nde beşinci sırada

Piyasa değeri 219 milyar dolara ulaşan internet arama motoru Google, ABD borsalarında piyasa değeri en yüksek beşinci şirket haline geldi. On yıl önce kurulan Google, piyasa değeriyle çok eski şirketler olan otomotiv üreticisi General Motors’tan on kat, ilaç firması Pfizer’den ise yüzde 30 daha değerli hale geldi.

Dünyanın en popüler internet arama motoru olan Google, Amerika’nın en büyük beş şirketi arasında sıralanmasını sağlayan piyasa değeriyle ’kurumsal süper lige’ girdi. Stanford Üniversitesi’ndeki öğrenci yurdunda kuruluşunun on yıl ardından firmanın piyasa değeri, 219 milyar dolara ulaştı. Bu sonuçla sağlık bakım firması Procter&Gamble’ı(P&G) geride bırakan Google, ABD borsalarında beşinciliğe çıktı.

Sadece dört şirket geçti
İngiliz gazetesi The Guardian’da yer alan habere göre, piyasa değeri olarak Google’dan sadece ExxonMobil, General Electric, Microsoft ve telekom firması AT&T büyük. Google, Amerikan otomotiv üreticisi General Motors’dan on kat, ilaç firması Pfizer’dan yüzde 30 daha değerli bir firma haline geldi. Eski ekonomi markaları olarak adlandırılan Coca-Cola’nın borsa değeri, 142 milyar dolar, McDonald’s’ın ki ise sadece 70 milyar dolar. Finans ve borsa haber portalı Bloomberg, yedi analistin şirketi takip ettiğini ve hisseleri satın alma yönünde tavsiyelerde bulunduğunu yazdı. Arama motorunun hisseleri, bir önceki gün bir ilke imza atarak ilk kez 700 dolara ulaştı. Google’ın büyümesinde, bu yılın üçünçü çeyreğinde yüzde 46 artarak 1.07 milyar dolara ulaşan geliri etkili oldu. Uzmanlar, reklam gelirinde önemli alanlar olan online harita, video, haber ve finansda Google’ın liderliğinden bahsediyorlar.

20 milyar dolar kağıt servet
ABD San Francisco’daki Nollenberger Capital’den analist Todd Greenwald, Google’ için "Kesinlikle daha büyüyebilir. Piyasa, henüz büyük kazanma gücünün yeni farkına varıyor ve Google’ı uygun şekilde değerliyor" değerlendirmesini yaptı. Şirketin hisse fiyatlarındaki artış, Google’ın her ikisi de 34 yaşında olan kurucuları Sergey Brin ve Larry Page’in 20 milyar doların üzerinde ’kağıt’ servete sahip olmalarını sağlayacak. Bu ikili yılda sadece 1 dolar maaş alırken, yıllık bonus miktarları 1 milyon doları geçiyor. Onlar jet set yaşamına da geçtiler. Qantas Havayolları’na ait 180 yolcu kapasiteli Boeing 767’yi parti uçağı olarak yenilediler. Bu uçağı Kaliforniya’da gizli Nasa üssünde aldıkları izinle saklıyorlar.

Facebook’a karşı işbirliği yapacak
Google, Facebook’tan hisse almak konusunda Microsoft’a yenildi. Ancak, Google’ın Linkedin ve Friendster gibi 100 milyon kullanıcısı olan rakip sitelerle takım oluşturacağı konuşuluyor. Google’ın OpenSocial planı, yazılım geliştiricilerin bu tarz ağlarda çalışacak uygulamalarını yaratmasını daha kolaylaştırıyor. Böylece bu siteleri Facebook’dan daha çekici hale getirmeyi hedefliyor.

Google Phone 2008'de geliyor


2008'in ortalarında Google, cep telefonu üreticileri ve şebeke sağlayıcılarının işbirliği ile içinde Google yazılımları bulunan bir cep telefonunu pazara sunma istiyor. Haberin kaynağı ise Wall Street Journal.

Habere göre Google iki hafta içinde planlanmış cep telefonu hakkında detayları açıklayacak. Wall Street Journal'a göre telefon Google Maps ve Google Mail gibi hizmetleri destekleyecek. Google işletim sistemi olarak Linux kullanacak.

Halil Mollaoğlu
CHIP Online

Google'ın yeni hedefi ne olacak?


Google şimdi de telefonlara göz dikti. Dünyanın en büyük arama motoru Google, bu kapsamda e-postadan video paylaşım sitesi YouTube’a kadar uygulamaları telefona dahil edecek. Internet dünyasının en büyük şirketi Google, arama alanındaki liderliğini geliştirdiği diğer uygulamalarla cep telefonu alanına taşımayı hedefliyor. Wall Street Journal’in haberine göre, ilk aşamada haritadan video paylaşım sitesi YouTube’a kadar tüm uygulamaların cep telefonlarına uyumlaştırılması söz konusu olacak. Google’in özellikle ABD’de GSM şirketlerinin tepkisiyle karşılaşması bekleniyor. Google ayrıca, Güney Kore’den LG ve Tayvan’dan HTC gibi cep telefonu üreticileriyle görüşerek, uygulamalara uyumlu telefonların geliştirilmesini de gündeme getirdi. Google’in Avrupa ve ABD’de de GSM operatörleri nezninde yaptığı girişimlerle, belli bir konuşma süresinin üzerine çıkan kişilere verilen telefonların Google özellikleriyle donatılmış olması planlanıyor. Eklenecek özelliklerin başında e-posta, video paylaşımı YouTube ve harita hizmeti Google Maps yer alıyor. Google daha sonra ise yazılım kodlarını diğer yazılımcıların kullanımına açarak uygulamayı özendirmeyi hedefliyor.

Kaynak: Star Gazetesi

Araştırmacılar Derneği'nden bir ilk


Araştırmacılar Derneği, pazarlama ve kamuoyu araştırmacılığında kaliteyi yükseltmek adına çok önemli bir ilki gerçekleştiriyor: Güvenilir Araştırma Belgesi (GAB). Dernek üyelerinin doğrudan katılımlarıyla geliştirilen Güvenilir Araştırma Standartları ve bununla ilgili oluşturulan Güvenilir Araştırma Belgesi, başka sektörlere de örnek oluşturabilecek bir mesleksel özdenetim süreci.

Güvenilir Araştırma Belgesi, özünde Araştırma - Araştırma Kullanıcısı - Araştırma Şirketi üçgenindeki güven zeminini sağlamlaştırma taahhüdüdür. GAB; güvenilir pazarlama ve kamuoyu araştırmalarına ulaşmak için sağlam mesleksel ölçütlere (*) uyulduğunun geçerli belgesidir.

Güvenilir Araştırma Standartları’na uyan firmalar, bağımsız denetim şirketi Bureau Veritas’ın yıllık denetiminden geçtikten sonra uygunluk durumlarını belgeleme yetkisi alırlar. Bu araştırma şirketlerine Pazarlama ve Kamuoyu Araştırmacıları Derneği tarafından ‘Güvenilir Araştırma Belgesi’ verilir.

GAB markasını, sadece Pazarlama ve Kamuoyu Araştırmacıları Derneği’ne tüzel üye olan ve çalışmalarında Güvenilir Araştırma Standartları’nı uygulayan Araştırma Şirketleri taşımaya hak kazanır.

22 Ekim 2007 tarihi itibarı ile GAB taşıyan araştırma şirketleri:

1. Akademetre
2. Bulgu Araştırma
3. Etik Araştırma
4. GfK Türkiye
5. Ipsos KMG
6. Method Research Company
7.Nielsen

Dosyalar

9. kalkınma Planı.İş Planı.Kosgeb destekleri 1.Kosgeb destekleri 2.Kosgeb arge destekleri.Kosgeb Tekmerleri.Motivasyon.Hayaller.Tübitak teydeb destekleri.Oslo Klavuzu Işığında Yenilik.Frascati Klavuzu Işığında Ar-Ge.Problem Çözme Teknikleri.Proje Yönetimi.Toplam Kalite Yönetimi.Matriks Organizasyonlar.Fikri Mülkiyet Hakları.Marka nedir?.Marka başvurusu.Marka koruma.Bitki Islahçı Hakları.Patent Bilgisi.Verimlilk.6.çerçeve programı.Kobilerin 6.çerveve programına katılımı.6.çeçeve programında uluslararası işbirliği.
6.çerçeve programı projesi hazırlama .6.çerçeve programı projesi sunma ve değerlendirme.Finansal Analiz.Örnek Finansal Analiz.Finansal Başarısızlık.Sermaye Piyasası Kurumu.İnsan Kaynakları Yönetim Sistemi.AB'ye Özel sektörün intibakı.AB Çevre Müktesebatı.Stratejik Planlama.Bilgi Toplumu Stratejisi.Tarım Stratejileri.Kriz Yönetimi .EU Lobbying.Bilgi ekonomisinin reddettikleri.Teknokentler.Bilgi Ekonomisi.E-Ticaret'e Davet.TİKA Teknik Yardım Projeleri.Fikri Mülkiyet Hakları.Proje Yönetimi.Endüstriyel Tasarım Tescili.Tübitak Proje Destek Süreci.Pazar Araştırması ve Planlaması.Örgüt Yönetimi.Makale Yazma.Bilimsel Araştırma Teknikleri.


Yurtdışı Pazarları
Azerbaycan. Moğolistan. Türkmenistan. Kırgızistan. Kazakistan. Özbekistan. Ukrayna. Moldava. Romanya. Gürcistan. Makedonya. Bosna-Hersek.


Vizyon 2023 Teknolojik Öngörüleri
Strateji Belgesi. Üretim. Tasarım. Savunma Havacılık Uzay. Nano. Mekatronik. Malzeme. Enerji ve Çevre. Biyoloji ve Genetik. Bilişim.

Genel Bilgiler

FELSEFE
Dinler Tarihi.Atatürkçülük.
BİLİM
TOPLUM Dunya ekonomi tarihi.GIDA ÇEVRE SAĞLIK TARIM Bitki Islahı.MALZEME TEKNOLOJİ Nano Teknoloji.Bilgisayar Ağ Temelleri.ENERJİ TAŞIMACILIK UZAY Yıldızların İç Yapısı ve Evrimi.
SANAT
ROL MÜZİK EDEBİYAT YEMEK Denizlerimizdeki Balıklar.
SPOR
YAZ KIŞ MÜCADELE